Dönüp dolaşıp geldim yine. Çok uzun yollardan geçtim. Anlatacak
çok şey var. Belki daha sonra.
Adet olmayı her ay kanamak
sanırdım. İlkinde korkuyla karışık heyecanla karşılanan, sonraki aylarda
düzensizliğiyle canımızı sıkan, bazen 3 bazen 5 bazen 7 gün süren sancılar...
Olduğun zaman yani adet olduğun zaman sevinirsin. Gecikince hemen
endişeye kapılırsın. Genç kızlık hikayeleri ne tuhaf. Ne derin bilinçsizlik ve
ne dipsiz sorgulamadan inanmak.
Büyürsün büyürsün evleneceğin günlerde bile adet olacağın günü
ayarlamaya çalışırsın vs vs.
Benim asıl anlatmak istediğim
sonrası.
Çocuk istemediğin zamanlarda çamaşırının kirlendiğini gördüğündeki
mutluluk o kadar kalıcı olmayabiliyor. Bir yılın sonunda hadi olsun dediğinde
seni şaşırtabiliyor. Araya beklenmeyen senaryolar giriyor ve sen başrolde
olduğun söylenmeden sahneye fırlatılıyorsun.
Her ay olacak mı heyecanıyla
bence olmayacak umutsuzluğu arasında gidip gelmek. Lorenz Çengeli diye bir şey
okudum dün. Aynen öyle. Karmakarışık bir sistem sanıyorsun ama dönüp dolaşıp
aynı noktaya geliyorsun. Az önce izlediğim filmde de (Bugün Aslında Dündü) adam
sürekli aynı günü yaşıyor önemli olanın sadece kendisi olduğunu sanıyor. Ben
işaretlere inanırım. Acaba film bana gözlerini kendi üzerinden çek kendinle
uğraşmayı bir kenara bırak etrafına bakarken bencillik gözlüğünü kaldır mı
diyor?
Kaç yıllık evliyim kaç senedir
çocuğum olmuyor şikâyet etmiyorum ne durumda insanlar var gibi cümleler
sıralamayacağım buraya.
Adet olacağın günü heyecanla
beklerken bir gün geciktiğinde test alıp o testle birlikte hayallerini de çöpe
atmaktan bahsedeceğim. Hem kendiniz için hem eşiniz için gözlerimin dolmasını
anlatacağım. Bebek fotoğrafı gördüğümde özellikle arkadaşlarımın çocukları hele
bir de yeni evlenip hemen hamile kalmışsa bütün bu haberler, görseller beni
sevince ortak olamamaya götürüyor. Kötü hissediyorum ve kendime kızıyorum.
Sevinemediğim için.
-Buraya kadar 26 Kasım’da yazmışım bitirememişim devam edelim.
Bugün adetimin son günü. Önceki
yazıda bahsettiğim yeni doktorumu sevmeyi istiyorum. Bulunduğum şehirdeki tıp
fakültesinin profesörlerinden. Bu doktora gelene kadarki süreci de ayrıntılı
yazayım bir ara.
Bugün okuldan gelip çarşı pazar işlerini halledip doktora gittim. Sekreter
hanımla konuştuk önce. Sonra doktorun odasına gittim ve hikâyemi anlattım. 2015
Ekim’de bir kürtaj ve onu takip eden aylardan Temmuz Ağustos gibi bir boş
gebelik geçirdiğimi söyledim. Boş gebeliği ilaçla düşürdüğümü söyleyince
doktorumu merak etti. Çok sevgili Tuncay Özgün hocam gibi düşündüğünü söyledi. Kürtaj
olmam kendisini rahatsız etti. Zaten Tuncay hocam da daha önce kürtaj olduğum
için boş gebeliği ilaçla sonlandırmayı tavsiye etti ve yardımcı oldu. İyi ki
onu tanımışım.
Muayenede rahim kalınlığımın 2
3 mm olduğunu söyledi. Şu anda Femara diye bir ilaç da kullanıyorum. Rahim kalınlığının
5 6 mm olması gerektiğini söyledi. Çünkü 11 mm çapında yumurtalarım
görünüyordu. İlacı da tavsiye etmiyorum dedi. Bu ay bir tanıyalım bakalım dedi.
11 Aralık salı günü dosyamız incelenmiş olarak tekrar gideceğiz. Eşinin tetkiklerine
bakayım rahim duvarına bakalım diyerek görüşmeyi bitirdi. Yorumlara ve
gözlemlerime bakarak iyi bir doktor olduğunu söyleyebilirim.
Gerçi o doktor sitelerine de güvenmemek lazım. Kürtaj yapan
doktorla ilgili yazdıklarımı yayınlamadılar. Neymiş kurallara uymuyormuş. Doktordan
memnun olmadığımı nasıl anlatabilirim acaba? Neyse.
Bakalım Salı günü neler diyecek sevgili doktorum?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder