7 Aralık 2018 Cuma

Büyüdüm Büyüdüm



Dönüp dolaşıp geldim yine. Çok uzun yollardan geçtim. Anlatacak çok şey var. Belki daha sonra.

Adet olmayı her ay kanamak sanırdım. İlkinde korkuyla karışık heyecanla karşılanan, sonraki aylarda düzensizliğiyle canımızı sıkan, bazen 3 bazen 5 bazen 7 gün süren sancılar...

Olduğun zaman yani adet olduğun zaman sevinirsin. Gecikince hemen endişeye kapılırsın. Genç kızlık hikayeleri ne tuhaf. Ne derin bilinçsizlik ve ne dipsiz sorgulamadan inanmak.

Büyürsün büyürsün evleneceğin günlerde bile adet olacağın günü ayarlamaya çalışırsın vs vs.
Benim asıl anlatmak istediğim sonrası.

Çocuk istemediğin zamanlarda çamaşırının kirlendiğini gördüğündeki mutluluk o kadar kalıcı olmayabiliyor. Bir yılın sonunda hadi olsun dediğinde seni şaşırtabiliyor. Araya beklenmeyen senaryolar giriyor ve sen başrolde olduğun söylenmeden sahneye fırlatılıyorsun.

Her ay olacak mı heyecanıyla bence olmayacak umutsuzluğu arasında gidip gelmek. Lorenz Çengeli diye bir şey okudum dün. Aynen öyle. Karmakarışık bir sistem sanıyorsun ama dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyorsun. Az önce izlediğim filmde de (Bugün Aslında Dündü) adam sürekli aynı günü yaşıyor önemli olanın sadece kendisi olduğunu sanıyor. Ben işaretlere inanırım. Acaba film bana gözlerini kendi üzerinden çek kendinle uğraşmayı bir kenara bırak etrafına bakarken bencillik gözlüğünü kaldır mı diyor?
Kaç yıllık evliyim kaç senedir çocuğum olmuyor şikâyet etmiyorum ne durumda insanlar var gibi cümleler sıralamayacağım buraya.
Adet olacağın günü heyecanla beklerken bir gün geciktiğinde test alıp o testle birlikte hayallerini de çöpe atmaktan bahsedeceğim. Hem kendiniz için hem eşiniz için gözlerimin dolmasını anlatacağım. Bebek fotoğrafı gördüğümde özellikle arkadaşlarımın çocukları hele bir de yeni evlenip hemen hamile kalmışsa bütün bu haberler, görseller beni sevince ortak olamamaya götürüyor. Kötü hissediyorum ve kendime kızıyorum. Sevinemediğim için.

-Buraya kadar 26 Kasım’da yazmışım bitirememişim devam edelim.

Bugün adetimin son günü. Önceki yazıda bahsettiğim yeni doktorumu sevmeyi istiyorum. Bulunduğum şehirdeki tıp fakültesinin profesörlerinden. Bu doktora gelene kadarki süreci de ayrıntılı yazayım bir ara.

Bugün okuldan gelip çarşı pazar işlerini halledip doktora gittim. Sekreter hanımla konuştuk önce. Sonra doktorun odasına gittim ve hikâyemi anlattım. 2015 Ekim’de bir kürtaj ve onu takip eden aylardan Temmuz Ağustos gibi bir boş gebelik geçirdiğimi söyledim. Boş gebeliği ilaçla düşürdüğümü söyleyince doktorumu merak etti. Çok sevgili Tuncay Özgün hocam gibi düşündüğünü söyledi. Kürtaj olmam kendisini rahatsız etti. Zaten Tuncay hocam da daha önce kürtaj olduğum için boş gebeliği ilaçla sonlandırmayı tavsiye etti ve yardımcı oldu. İyi ki onu tanımışım.
Muayenede rahim kalınlığımın 2 3 mm olduğunu söyledi. Şu anda Femara diye bir ilaç da kullanıyorum. Rahim kalınlığının 5 6 mm olması gerektiğini söyledi. Çünkü 11 mm çapında yumurtalarım görünüyordu. İlacı da tavsiye etmiyorum dedi. Bu ay bir tanıyalım bakalım dedi. 11 Aralık salı günü dosyamız incelenmiş olarak tekrar gideceğiz. Eşinin tetkiklerine bakayım rahim duvarına bakalım diyerek görüşmeyi bitirdi. Yorumlara ve gözlemlerime bakarak iyi bir doktor olduğunu söyleyebilirim.
Gerçi o doktor sitelerine de güvenmemek lazım. Kürtaj yapan doktorla ilgili yazdıklarımı yayınlamadılar. Neymiş kurallara uymuyormuş. Doktordan memnun olmadığımı nasıl anlatabilirim acaba? Neyse.

Bakalım Salı günü neler diyecek sevgili doktorum?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder