14 Ekim 2015 Çarşamba

Terapötik Küretaj (Tedavi Amaçlı Kürtaj)




Okulların açıldığı ilk hafta Cuma günü yani tarihler 2 ekimi gösterirken başıma gelen şey buydu. Daha doğrusu geçirdiğim operasyonun “terapötik küretaj” olduğunu raporumdan öğrendim. Reglimin bitmesinden-21 eylül bitiş- yaklaşık bir hafta sonra -29 eylül sabahı- yoğun bir kanamam vardı. Tahmin edeceğiniz gibi düşük yapıyorum sandım ve şok oldum.6 ay kadar bir süreyle bir bebek sahibi olmayı isterken başıma gelen şey (ilk kez olmuştu genç kızlığımda adetimin geciktiği vakalar çoktur ama ilk kez erken kanamam oluyordu) beni şaşırttı, endişelendirdi. Üniversitenin profesörlerinden birinden randevu alalım derken geldik perşembeye. Ama iki gün boyunca azalmadan devam eden bir kanama…


Gelelim randevuma. O gün bir şey daha öğrendik. Tüm hastalara randevu saati 13.00 olarak veriliyormuş erken gelen ilk sırayı alıyormuş. Sekreterlik, vezne gibi işlemler zaman aldığından zaten kimse de saatinde gelmediğinden böyle yapıyorlarmış. Bunu bilmeyen ben randevuma zamanında gittim, özel randevu aldığımı doktorun beni beklediğini sekreterlikteki kıza güvenlik görevlisine doktorun hemşiresine tek tek anlattım. Hepsi beni bir banka oturtup tamam dediler. Ve dakikaları sayarken saat 13.40 oldu. Bu sırada benden önce aldıkları hastayla doktorun muhabbetine dışarıdaki tüm hastalar şahit oluyordu. Tam bu sıralarda hastane başmüdürünün benimle ilgilenmesi için görevlendirdiği bey geldi. Eşim müdür beyle konuşup içeri alınmadığımı söylemiş ve beyefendi gelip durumu sordu. Ben de dilim döndüğünce anlatırken kapı açıldı, içeri alındım. Çok sevgili profesör(!) hanımefendi de neden sıramı beklemediğimi sordu. Daha doğrusu diliyle sopa çekti bir güzel. Ben bir şeyler söylemeye çalışırken tekrar dışarı alındım ve içerdeki teyzenin muayenesinin bitmesini bekledim. Neyse ki sıram geldi ve ben bir saat bekletildiğim için özür diledim. Evet nasıl oldu bilmiyorum ama son söylediğim şey “Haklısınız, kusura bakmayın.” oldu. 

Muayenem tamamlandıktan sonra doktor hanım:
-Düşük yapıyor olabilirsin. Sebep ne ise o parçayı almamız lazım. Aç mısın?
-Gelmeden yedim.
-O zaman sabah 7 buçukta gel işlemlerin yapılsın bana haber verilsin. Ameliyathanenin durumuna göre gelirim.
Ben de nasılsa hemen tamam dedim. 5 dakikalık bir operasyon olduğunu öğrenince rahatladım. Bölüm başkanı olması da başka doktor arayışlarımızın önüne geçti.

Ertesi sabah işlemlerim yapıldı, tekrar tüp tüp kan alındı. Odaya geçtim ve kolumdan beni yudum yudum besleyen tuzlu suyumla birlikteliğim başladı. Birileri gelip dosyama bakıyor, birileri tansiyonumu ölçüyordu. Acaba doktorun haberi var mı diye sorarken iki kanserli hastanın ameliyat edileceğini ve üçer saat süreceğini öğrendik. Akşama kadar buradayız düşüncesiyle saatler ilerlerken dayanamayıp sızmıştım ve eşim de Cuma namazına gitmişti. Eşim henüz gelmeden odama girip çıkan sayısını hatırlamadığım görevlilerden biri hazırlanmamı söyledi. Uyku sersemliğiyle alt üst ne varsa dolaba attım ve önlüğü ilikleyip bonemi takıp sedyeye uzandım. Birazdan zaten genel anestezi alacağım uykumu bölmeyeyim düşüncesiyle ama daha çok o güne dair daha az hatıra kalması için mütemadiyen gözlerim kapalı şekilde asansöre bindim, ameliyathanenin kapısında bekledim. Daha sonra defalarca sorulan alerjimin olup olmadığı, daha önce ameliyat geçirip geçirmediğim sorularını yanıtladım. Bu sırada sedyeden ameliyat masasına geçmiştim. Doktorum geldi nasıl olduğumu sordu iyiyim cevabıma eşlik eden endişeli bakışlarımı görünce işinin başına döndü. Tahlil sonucunda düşük yapmadığımı, sebep neyse onu öğreneceğimizi söyledi. O dakikalara dair hatırladığım son şey kolumdan saatler önce açılan delikten sızlayarak ilerleyen bir şeylerdi. Hafifce inledim ve elinde maskeyle bekleyen bayan “Acıyor değil mi” dedi. Evet diyemeden sızdım.

Gözlerimi açtığımda daha doğrusu açmaya çalışırken bulanık görüntüler hiç tanıdık gelmedi. Birileri yanıma gelip beni uyandırmak için seslenirken gözlerimi açamadığımı söyleyecektim ki berbat bir boğaz ağrım olduğunu fark ettim. Yutkunsam bile acıyordu. Sonradan öğrendim ki bana yaptıkları şey buymuş: Entübasyon





Tekrar asansöre binip odama geçtiğimde eşim oradaydı. Hemşireler hiç de kibar olmayan bir şekilde atletimi giydirdiler ve çıktılar. Eşim “Çok mu canın yandı?” diye sorunca anlam veremeyerek kafamı salladım. Göz kenarlarımın ıslak olduğunu söyledi. Ağladığımı hatırlamıyordum. Çok üstünde durmadım. Eşim çıkış işlemleriyle ve diğer işlerle ilgilenmek için çıktı. Ben de istirahat ettim. İşleri bitince geldi kendimi iyi hissedince çıkabileceğimi ve yiyip içebileceğimi söylemişler. Hastaneden çıkıp annemlere geldiğimizde saat 17 civarıydı. Ne bulduysam yedim boğazımdaki ağrıya rağmen. Meslek hastalığımız olan faranjitle ilk senemde tanıştığımız için bol bol ılık su içtim ve iki günde boğaz ağrısından kurtuldum.

Önceki gün de hastane işleriyle uğraştığımız için annemlerde kalmıştık ve Cuma günü de kayınvalidemi annemlere bırakmıştık. Sıkılmış olacak ki yemekten sonra gidelim dedi ve hazırlandı. Biz de çayımızı içip yola çıktık. Merkeze bir saatlik bir ilçede oturduğumuz için hiç istemesem de mecburen ilçeye döndüm. Üstelik Pazar günü kahvaltıya misafirim vardı. Kayınvalidem yanımızda olduğu için hallederiz dedik. Önceden planlandığı için eşim iptal etmedi. Eve gelince hemen yattım. Ertesi gün de tüm günü yatakta geçirdim. Ağrım yoktu ama kafamı kaldıramıyordum antibiyotiğe de başlamıştım. Her uyandığımda ılık su içip tekrar yattım. Akşam kendimi iyi hissedince kalktım yemekten sonra bulaşığı çayı hallettim.

Ertesi gün çok zorlanarak kalktım. Kahvaltı hazırlamaya mutfağa geçtim. Kayınvalidem de hazırlıklara başlamıştı. Sanırım ağrı kesicinin etkisi geçtiği için kasıklarım ağrıyordu. Bir şeyler atıştırıp antibiyotik ağrı kesici alıp işime devam ettim. Sıkıntısız bir şekilde misafirlerimle ilgilendim. Misafirimiz olan bayan hemşireydi ve tüm sorularımı sordum. O da beni rahatlattı iyi ki ertelemediğimi daha sonra daha büyük daha farklı sıkıntılarla karşılaşılabildiğini söyledi. Sadece genel anestezi konusunda takıldı. O konuda da işini şansa bırakmak istemediğini düşündük. Ki ben de bir şey hatırlamadığım için mutluyum.

Hafta başı okuluma başladım. Günlük aktivitelerime devam ettim. Sadece annemin sıkı sıkı tembihlediği ayağını sıcak tutma ve ağır kaldırmama kurallarına uydum. Ameliyattan bir hafta sonra yani Perşembe günü gün be gün azalan kanamam sona erdi. Cuma günü ilde toplantı vardı ve toplantıdan sonra fakülteye geçip sonucumu almak için sekreterliğe gittim. Oradaki bayan raporumun numarasını söyleyince ve kadın doğum bölümünden raporu çıkarınca şaşırdı. Ben sizi öğrenci diye düşündüm deyince gülerek keşke dedim. Gerçekten 17 18 sanmıştım deyince duruşum daha bir değişti. Kısa saçlarımın ve gözlüğümün etkisi var sanırım. Raporda yazan iki kelime şu: Proliferatif Endometrium. 
İnternette yaptığım ufak(!) araştırmanın sonucu şunlara rastladım.

“Rahmin adete hazırlık döneminde rahim iç tabakasının aldığı durumu gösteren normal bir tıp terimidir.”

“Endometrium proliferasyon fazında yani kalınlaşma aşamasında demek. Bu kalınlaşma normal olabileceği gibi anormal de olabilir. Endometriumun kaç mm olduğu ve klinik bulgular önemli.”

“Adet sonrasında yeni gelişmekte olan rahim içi bulgusu, normal bir durum.”

“Adet döneminin yumurtlamaya kadar olan ilk yarısında olunduğunu bildiren normal bir durumdur. Hastalık belirtisi değildir.”

Ohh! Biraz rahatladım.

Cumartesi ehliyet sınavım vardı. Yine aynı gün akşamüstüne doğru eşimle çıkıp alışveriş yaptık. O gece annemlerde kaldık. Ertesi gün de kız kardeşimle alışverişe çıktım. Akşam geç olmadan ilçeye döndük. Dönmeden önce de yol üstünde her zaman uğradığımız markete uğrayıp alışveriş yaptık. Yalnız Pazar günü tekrar çamaşırımda kahverengi lekelenmeler gördüm. Acaba hafta sonu fazla ayakta kaldığım için ya da evde olduğumda da iş yaptığım için mi oldu? Bilemiyorum. Sonraki iki gün de çok çok açık renkte kırmızı akıntım oldu. Bugün Çarşamba ve şimdilik yine normal düzenime döndüm sanıyorum. Doktorum şehir dışında olduğu için Cuma günü sonuçları gösterip fikrini alacağız. Benden bu kadar.
.
.
.

Güncelleme: Doktoru aradık açmadı. Hastaneye gittik bulamadık. Geri dönüş yapmadı ve aşağıya yazdığım nedenle kendisinin kulaklarını çınlatıyorum dişlerimi sıka sıka. Sevgili İptisam İpek Müderris! Eğer yıllardır senin yüzünden hamile kalamıyorsam, bunu bile bile ameliyat parası için yaptıysan ne diyeyim...

Güncelleme: Bu tarihten 9 10 ay sonra boş gebelik geçirdim. O da başka bir yazının konusu.

Güncelleme: Şu an başka bir şehirdeyim ve yine bir fakülte hocasına geçmişimi anlattım. Kürtajın üzerinde özellikle durdu ve rahatsız oldu. Rahme zarar verildiğini ve benim rahmimin olması gerekenden 4 5 mm ince olduğunu söyledi. Ve bugünün tarihi 7.12.2018