Okulların açıldığı ilk hafta Cuma günü yani tarihler 2 ekimi
gösterirken başıma gelen şey buydu. Daha doğrusu geçirdiğim operasyonun
“terapötik küretaj” olduğunu raporumdan öğrendim. Reglimin bitmesinden-21 eylül
bitiş- yaklaşık bir hafta sonra -29 eylül sabahı- yoğun bir kanamam vardı.
Tahmin edeceğiniz gibi düşük yapıyorum sandım ve şok oldum.6 ay kadar bir
süreyle bir bebek sahibi olmayı isterken başıma gelen şey (ilk kez olmuştu genç
kızlığımda adetimin geciktiği vakalar çoktur ama ilk kez erken kanamam
oluyordu) beni şaşırttı, endişelendirdi. Üniversitenin profesörlerinden
birinden randevu alalım derken geldik perşembeye. Ama iki gün boyunca azalmadan
devam eden bir kanama…
Gelelim randevuma. O gün bir şey daha öğrendik. Tüm
hastalara randevu saati 13.00 olarak veriliyormuş erken gelen ilk sırayı
alıyormuş. Sekreterlik, vezne gibi işlemler zaman aldığından zaten kimse de
saatinde gelmediğinden böyle yapıyorlarmış. Bunu bilmeyen ben randevuma
zamanında gittim, özel randevu aldığımı doktorun beni beklediğini
sekreterlikteki kıza güvenlik görevlisine doktorun hemşiresine tek tek
anlattım. Hepsi beni bir banka oturtup tamam dediler. Ve dakikaları sayarken
saat 13.40 oldu. Bu sırada benden önce aldıkları hastayla doktorun muhabbetine
dışarıdaki tüm hastalar şahit oluyordu. Tam bu sıralarda hastane başmüdürünün benimle
ilgilenmesi için görevlendirdiği bey geldi. Eşim müdür beyle konuşup içeri
alınmadığımı söylemiş ve beyefendi gelip durumu sordu. Ben de dilim döndüğünce
anlatırken kapı açıldı, içeri alındım. Çok sevgili profesör(!) hanımefendi de
neden sıramı beklemediğimi sordu. Daha doğrusu diliyle sopa çekti bir güzel.
Ben bir şeyler söylemeye çalışırken tekrar dışarı alındım ve içerdeki teyzenin
muayenesinin bitmesini bekledim. Neyse ki sıram geldi ve ben bir saat
bekletildiğim için özür diledim. Evet nasıl oldu bilmiyorum ama son söylediğim
şey “Haklısınız, kusura bakmayın.” oldu.
Muayenem tamamlandıktan sonra doktor hanım:
-Düşük yapıyor olabilirsin. Sebep ne ise o parçayı almamız
lazım. Aç mısın?
-Gelmeden yedim.
-O zaman sabah 7 buçukta gel işlemlerin yapılsın bana haber
verilsin. Ameliyathanenin durumuna göre gelirim.
Ben de nasılsa hemen tamam dedim. 5 dakikalık bir operasyon
olduğunu öğrenince rahatladım. Bölüm başkanı olması da başka doktor
arayışlarımızın önüne geçti.
Ertesi sabah işlemlerim yapıldı, tekrar tüp tüp
kan alındı. Odaya geçtim ve kolumdan beni yudum yudum besleyen tuzlu suyumla
birlikteliğim başladı. Birileri gelip dosyama bakıyor, birileri tansiyonumu
ölçüyordu. Acaba doktorun haberi var mı diye sorarken iki kanserli hastanın
ameliyat edileceğini ve üçer saat süreceğini öğrendik. Akşama kadar buradayız
düşüncesiyle saatler ilerlerken dayanamayıp sızmıştım ve eşim de Cuma namazına
gitmişti. Eşim henüz gelmeden odama girip çıkan sayısını hatırlamadığım
görevlilerden biri hazırlanmamı söyledi. Uyku sersemliğiyle alt üst ne varsa
dolaba attım ve önlüğü ilikleyip bonemi takıp sedyeye uzandım. Birazdan zaten
genel anestezi alacağım uykumu bölmeyeyim düşüncesiyle ama daha çok o güne dair
daha az hatıra kalması için mütemadiyen gözlerim kapalı şekilde asansöre
bindim, ameliyathanenin kapısında bekledim. Daha sonra defalarca sorulan
alerjimin olup olmadığı, daha önce ameliyat geçirip geçirmediğim sorularını
yanıtladım. Bu sırada sedyeden ameliyat masasına geçmiştim. Doktorum geldi nasıl
olduğumu sordu iyiyim cevabıma eşlik eden endişeli bakışlarımı görünce işinin
başına döndü. Tahlil sonucunda düşük yapmadığımı, sebep neyse onu
öğreneceğimizi söyledi. O dakikalara dair hatırladığım son şey kolumdan saatler
önce açılan delikten sızlayarak ilerleyen bir şeylerdi. Hafifce inledim ve
elinde maskeyle bekleyen bayan “Acıyor değil mi” dedi. Evet diyemeden sızdım.
Gözlerimi açtığımda daha doğrusu açmaya çalışırken bulanık
görüntüler hiç tanıdık gelmedi. Birileri yanıma gelip beni uyandırmak için
seslenirken gözlerimi açamadığımı söyleyecektim ki berbat bir boğaz ağrım
olduğunu fark ettim. Yutkunsam bile acıyordu. Sonradan öğrendim ki bana
yaptıkları şey buymuş: Entübasyon
Tekrar asansöre binip odama geçtiğimde eşim oradaydı. Hemşireler
hiç de kibar olmayan bir şekilde atletimi giydirdiler ve çıktılar. Eşim “Çok mu
canın yandı?” diye sorunca anlam veremeyerek kafamı salladım. Göz kenarlarımın
ıslak olduğunu söyledi. Ağladığımı hatırlamıyordum. Çok üstünde durmadım. Eşim çıkış
işlemleriyle ve diğer işlerle ilgilenmek için çıktı. Ben de istirahat ettim. İşleri
bitince geldi kendimi iyi hissedince çıkabileceğimi ve yiyip içebileceğimi
söylemişler. Hastaneden çıkıp annemlere geldiğimizde saat 17 civarıydı. Ne bulduysam
yedim boğazımdaki ağrıya rağmen. Meslek hastalığımız olan faranjitle ilk
senemde tanıştığımız için bol bol ılık su içtim ve iki günde boğaz ağrısından
kurtuldum.
Önceki gün de hastane işleriyle uğraştığımız için annemlerde
kalmıştık ve Cuma günü de kayınvalidemi annemlere bırakmıştık. Sıkılmış olacak
ki yemekten sonra gidelim dedi ve hazırlandı. Biz de çayımızı içip yola çıktık.
Merkeze bir saatlik bir ilçede oturduğumuz için hiç istemesem de mecburen
ilçeye döndüm. Üstelik Pazar günü kahvaltıya misafirim vardı. Kayınvalidem
yanımızda olduğu için hallederiz dedik. Önceden planlandığı için eşim iptal
etmedi. Eve gelince hemen yattım. Ertesi gün de tüm günü yatakta geçirdim. Ağrım
yoktu ama kafamı kaldıramıyordum antibiyotiğe de başlamıştım. Her uyandığımda
ılık su içip tekrar yattım. Akşam kendimi iyi hissedince kalktım yemekten sonra
bulaşığı çayı hallettim.
Ertesi gün çok zorlanarak kalktım. Kahvaltı hazırlamaya
mutfağa geçtim. Kayınvalidem de hazırlıklara başlamıştı. Sanırım ağrı kesicinin
etkisi geçtiği için kasıklarım ağrıyordu. Bir şeyler atıştırıp antibiyotik ağrı
kesici alıp işime devam ettim. Sıkıntısız bir şekilde misafirlerimle
ilgilendim. Misafirimiz olan bayan hemşireydi ve tüm sorularımı sordum. O da
beni rahatlattı iyi ki ertelemediğimi daha sonra daha büyük daha farklı
sıkıntılarla karşılaşılabildiğini söyledi. Sadece genel anestezi konusunda
takıldı. O konuda da işini şansa bırakmak istemediğini düşündük. Ki ben de bir
şey hatırlamadığım için mutluyum.
Hafta başı okuluma başladım. Günlük aktivitelerime devam
ettim. Sadece annemin sıkı sıkı tembihlediği ayağını sıcak tutma ve ağır
kaldırmama kurallarına uydum. Ameliyattan bir hafta sonra yani Perşembe günü gün
be gün azalan kanamam sona erdi. Cuma günü ilde toplantı vardı ve toplantıdan
sonra fakülteye geçip sonucumu almak için sekreterliğe gittim. Oradaki bayan raporumun
numarasını söyleyince ve kadın doğum bölümünden raporu çıkarınca şaşırdı. Ben
sizi öğrenci diye düşündüm deyince gülerek keşke dedim. Gerçekten 17 18 sanmıştım
deyince duruşum daha bir değişti. Kısa saçlarımın ve gözlüğümün etkisi var
sanırım. Raporda yazan iki kelime şu: Proliferatif Endometrium.
İnternette yaptığım
ufak(!) araştırmanın sonucu şunlara rastladım.
“Rahmin adete hazırlık döneminde rahim iç tabakasının aldığı
durumu gösteren normal bir tıp terimidir.”
“Endometrium proliferasyon fazında yani kalınlaşma
aşamasında demek. Bu kalınlaşma normal olabileceği gibi anormal de olabilir. Endometriumun
kaç mm olduğu ve klinik bulgular önemli.”
“Adet sonrasında yeni gelişmekte olan rahim içi bulgusu,
normal bir durum.”
“Adet döneminin yumurtlamaya kadar olan ilk yarısında olunduğunu
bildiren normal bir durumdur. Hastalık belirtisi değildir.”
Ohh! Biraz rahatladım.
Cumartesi ehliyet sınavım vardı. Yine aynı gün akşamüstüne
doğru eşimle çıkıp alışveriş yaptık. O gece annemlerde kaldık. Ertesi gün de
kız kardeşimle alışverişe çıktım. Akşam geç olmadan ilçeye döndük. Dönmeden
önce de yol üstünde her zaman uğradığımız markete uğrayıp alışveriş yaptık. Yalnız
Pazar günü tekrar çamaşırımda kahverengi lekelenmeler gördüm. Acaba hafta sonu
fazla ayakta kaldığım için ya da evde olduğumda da iş yaptığım için mi oldu? Bilemiyorum.
Sonraki iki gün de çok çok açık renkte kırmızı akıntım oldu. Bugün Çarşamba ve
şimdilik yine normal düzenime döndüm sanıyorum. Doktorum şehir dışında olduğu
için Cuma günü sonuçları gösterip fikrini alacağız. Benden bu kadar.
.
.
.
Güncelleme: Doktoru aradık açmadı. Hastaneye gittik bulamadık.
Geri dönüş yapmadı ve aşağıya yazdığım nedenle kendisinin kulaklarını
çınlatıyorum dişlerimi sıka sıka. Sevgili İptisam İpek Müderris! Eğer yıllardır
senin yüzünden hamile kalamıyorsam, bunu bile bile ameliyat parası için
yaptıysan ne diyeyim...
Güncelleme: Bu tarihten 9 10 ay sonra boş gebelik geçirdim. O da
başka bir yazının konusu.
Güncelleme: Şu an başka bir şehirdeyim ve yine bir fakülte
hocasına geçmişimi anlattım. Kürtajın üzerinde özellikle durdu ve rahatsız
oldu. Rahme zarar verildiğini ve benim rahmimin olması gerekenden 4 5 mm ince
olduğunu söyledi. Ve bugünün tarihi 7.12.2018