25 Aralık 2018 Salı

Karşımda anneannemin özel bir günde hediye ettiği çiçek. Adı tavşan kulağı. Ufak çaplı bir kendini dağıtmalar. Eşimin uyuması ne güzel denk geldi. Bazısı kurumuş bazısı tomurcuk bazısı dimdik. Ben hangisine benziyorum ortaya karışık. Bir tanesinin sapı kurumamış ama kopmuyor da hala direniyor. Onun gibiyim bu akşam. Neye sinirlendim? Yarın kar sebebiyle tatil. Ama benim yurt nöbeti var. Sabah kalkıp gideceğim yine. Evet bunun için ağlıyorum.

Bir de fonda Onur Can Özcan var ‘Yaramızda Kalsın’

Çocuk ölmüş ona mı ağlayayım, sinirlerim niye bu kadar bozuk bilmiyorum ona bir daha sinirleniyorum ona mı ağlayayım? Off çocuk mahvettin beni.

Şu sözlere bak ya:

Ansızın bir hoşça kal kurşununa
Sarılıp veda ettim bütün sokaklarına
Onunla geçinemedim.
Kokunla baş edemedim.
Hırkan ömrüme asılı hala..

Bir de dinleyin. Ama ağlarken değil. Hıçkırmamak için kendimi zor tutuyorum.

Bir de Gökhan Özcan diye bir yazar vardı. Serçe Parmağı diye bir kitabını okumuştum. Biraz da onu arayıp bulsam iyi gelir belki.

Şahsiyet dizisini bitirdik bugün. O mu beni böyle yaptı? Fena değil evet senaryo Hakan Günday yönetmen Onur Saylak. Kinyas ve Kayra’ya başlayıp bitirememiştim. Gitmedi açıkçası. Ama dizi izlenebilir.

Bu gece de böyle olsun. Şarkı, kitap, dizi. Ben Onur’la uyuyacağım.

'Güzel günlere gelince kaptan, indir buraları pek bilmem. Daha var otur sen, dediler yine biz hevesliyken. Kendi düşen ağlamaz da, kimse kendi düşmez. Nasıl gülebilir insan, şans bile yüzüne ağlarken?'

İyi geceler.

Gönül...

Parmaklarımın klavyenin üstünde tıkır tıkır gezindiği günleri özledim. Herkes uyunca insan daha iyi anlıyor yalnızlığını. Düşünmeye daha çok zaman kalıyor kendini tanımaya da. İkinci öğretim okuyan biri olarak gecenin tadını bilenlerdenim. Ve özlüyorum. Çalışma hayatı denilen müessese ile tanışınca o kadar kolay olmuyor. Ne kolayı hiç olmuyor. Bugün cuma olmasa şu an kaçıncı rüyamı görüyor olurdum kim bilir. Yarın iki özel ders bir doktor randevusu olsa da yazmakta ısrarlıyım.

Niye bu kadar uzun ara vermişim hiç anlamıyorum. Bu benim kendim için yapabileceğim en kıymetli şeylerden birisi. Bazen çok sevdiğiniz birisi olur güzel zaman geçirirsiniz sonra ayrılırsınız ama unutmazsınız ya. Ara ara aklınıza gelir bazen burnunuzun direği sızlar. Yazmak da benim için öyle. Okumaya ara vermedim belki ama yazmak emek zaman isteyen bir iş. Zamanı bu zamanmış diyelim.


Doktor demişken doktorum tüp bebek dedi. Nokta. Rahatladım desem kimse inanmaz belki. Sadece benzer süreçlerden geçenler belki. Belirsizlik öyle yorucu ki. Yüzüne bakmayan doktorların suratlarındaki belirsizlik. Sadece bir robota ne yapacağını söyleyen bir makineye davranır gibi davranan asistanların ne yapacaklarını kendilerinin de bilmemesindeki belirsizlik. O yüzden doktorum tüp bebek deyince sevindim. Beni uğraştırmadığı için. Ne kadar uzun zor olsa da bir yola girmek o yolda güvenebileceğin birinin yanında olması güzel. Ne zaman olacak ne zaman olacak diyorum sonra şu söz geliyor aklıma herkes kendi zamanında yaşar. Şu an sahip olduğu en kıymetli şey anın. Biraz sonra bu bilgisayar gene önümde olacak, battaniye dizlerimde ama ‘an’ım gitti gidiyor. O yüzden evet çok klişe ama anın tadını çıkar. Yolda olmaktan vazgeçme pes etme ama öğrendiklerinle mutlu ol. Yeter dediğinde yolun sonunun da bir o kadar yakın olduğunu unutma. Bu yazıyı ben çok güzel adam ederim de acemilik üstümde bir de yorgunluk bir  de uykusuzluk. Şimdilik böyle kalsın.

Dediğim tarih 14 aralık. İşte böyle tembelim.

7 Aralık 2018 Cuma

Büyüdüm Büyüdüm



Dönüp dolaşıp geldim yine. Çok uzun yollardan geçtim. Anlatacak çok şey var. Belki daha sonra.

Adet olmayı her ay kanamak sanırdım. İlkinde korkuyla karışık heyecanla karşılanan, sonraki aylarda düzensizliğiyle canımızı sıkan, bazen 3 bazen 5 bazen 7 gün süren sancılar...

Olduğun zaman yani adet olduğun zaman sevinirsin. Gecikince hemen endişeye kapılırsın. Genç kızlık hikayeleri ne tuhaf. Ne derin bilinçsizlik ve ne dipsiz sorgulamadan inanmak.

Büyürsün büyürsün evleneceğin günlerde bile adet olacağın günü ayarlamaya çalışırsın vs vs.
Benim asıl anlatmak istediğim sonrası.

Çocuk istemediğin zamanlarda çamaşırının kirlendiğini gördüğündeki mutluluk o kadar kalıcı olmayabiliyor. Bir yılın sonunda hadi olsun dediğinde seni şaşırtabiliyor. Araya beklenmeyen senaryolar giriyor ve sen başrolde olduğun söylenmeden sahneye fırlatılıyorsun.

Her ay olacak mı heyecanıyla bence olmayacak umutsuzluğu arasında gidip gelmek. Lorenz Çengeli diye bir şey okudum dün. Aynen öyle. Karmakarışık bir sistem sanıyorsun ama dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyorsun. Az önce izlediğim filmde de (Bugün Aslında Dündü) adam sürekli aynı günü yaşıyor önemli olanın sadece kendisi olduğunu sanıyor. Ben işaretlere inanırım. Acaba film bana gözlerini kendi üzerinden çek kendinle uğraşmayı bir kenara bırak etrafına bakarken bencillik gözlüğünü kaldır mı diyor?
Kaç yıllık evliyim kaç senedir çocuğum olmuyor şikâyet etmiyorum ne durumda insanlar var gibi cümleler sıralamayacağım buraya.
Adet olacağın günü heyecanla beklerken bir gün geciktiğinde test alıp o testle birlikte hayallerini de çöpe atmaktan bahsedeceğim. Hem kendiniz için hem eşiniz için gözlerimin dolmasını anlatacağım. Bebek fotoğrafı gördüğümde özellikle arkadaşlarımın çocukları hele bir de yeni evlenip hemen hamile kalmışsa bütün bu haberler, görseller beni sevince ortak olamamaya götürüyor. Kötü hissediyorum ve kendime kızıyorum. Sevinemediğim için.

-Buraya kadar 26 Kasım’da yazmışım bitirememişim devam edelim.

Bugün adetimin son günü. Önceki yazıda bahsettiğim yeni doktorumu sevmeyi istiyorum. Bulunduğum şehirdeki tıp fakültesinin profesörlerinden. Bu doktora gelene kadarki süreci de ayrıntılı yazayım bir ara.

Bugün okuldan gelip çarşı pazar işlerini halledip doktora gittim. Sekreter hanımla konuştuk önce. Sonra doktorun odasına gittim ve hikâyemi anlattım. 2015 Ekim’de bir kürtaj ve onu takip eden aylardan Temmuz Ağustos gibi bir boş gebelik geçirdiğimi söyledim. Boş gebeliği ilaçla düşürdüğümü söyleyince doktorumu merak etti. Çok sevgili Tuncay Özgün hocam gibi düşündüğünü söyledi. Kürtaj olmam kendisini rahatsız etti. Zaten Tuncay hocam da daha önce kürtaj olduğum için boş gebeliği ilaçla sonlandırmayı tavsiye etti ve yardımcı oldu. İyi ki onu tanımışım.
Muayenede rahim kalınlığımın 2 3 mm olduğunu söyledi. Şu anda Femara diye bir ilaç da kullanıyorum. Rahim kalınlığının 5 6 mm olması gerektiğini söyledi. Çünkü 11 mm çapında yumurtalarım görünüyordu. İlacı da tavsiye etmiyorum dedi. Bu ay bir tanıyalım bakalım dedi. 11 Aralık salı günü dosyamız incelenmiş olarak tekrar gideceğiz. Eşinin tetkiklerine bakayım rahim duvarına bakalım diyerek görüşmeyi bitirdi. Yorumlara ve gözlemlerime bakarak iyi bir doktor olduğunu söyleyebilirim.
Gerçi o doktor sitelerine de güvenmemek lazım. Kürtaj yapan doktorla ilgili yazdıklarımı yayınlamadılar. Neymiş kurallara uymuyormuş. Doktordan memnun olmadığımı nasıl anlatabilirim acaba? Neyse.

Bakalım Salı günü neler diyecek sevgili doktorum?