Karşımda anneannemin özel bir günde hediye ettiği çiçek. Adı tavşan
kulağı. Ufak çaplı bir kendini dağıtmalar. Eşimin uyuması ne güzel denk geldi. Bazısı
kurumuş bazısı tomurcuk bazısı dimdik. Ben hangisine benziyorum ortaya karışık.
Bir tanesinin sapı kurumamış ama kopmuyor da hala direniyor. Onun gibiyim bu
akşam. Neye sinirlendim? Yarın kar sebebiyle tatil. Ama benim yurt nöbeti var. Sabah
kalkıp gideceğim yine. Evet bunun için ağlıyorum.
Bir de fonda Onur Can Özcan var ‘Yaramızda Kalsın’
Çocuk ölmüş ona mı ağlayayım, sinirlerim niye bu kadar bozuk
bilmiyorum ona bir daha sinirleniyorum ona mı ağlayayım? Off çocuk mahvettin
beni.
Şu sözlere bak ya:
Ansızın bir hoşça kal kurşununa
Sarılıp veda ettim bütün sokaklarına
Onunla geçinemedim.
Kokunla baş edemedim.
Hırkan ömrüme asılı hala..
Bir de dinleyin. Ama ağlarken değil. Hıçkırmamak için kendimi
zor tutuyorum.
Bir de Gökhan Özcan diye bir yazar vardı. Serçe Parmağı diye
bir kitabını okumuştum. Biraz da onu arayıp bulsam iyi gelir belki.
Şahsiyet dizisini bitirdik bugün. O mu beni böyle yaptı? Fena değil
evet senaryo Hakan Günday yönetmen Onur Saylak. Kinyas ve Kayra’ya başlayıp
bitirememiştim. Gitmedi açıkçası. Ama dizi izlenebilir.
Bu gece de böyle olsun. Şarkı, kitap, dizi. Ben Onur’la
uyuyacağım.
'Güzel günlere gelince kaptan, indir buraları pek bilmem. Daha var otur sen, dediler yine biz hevesliyken. Kendi düşen ağlamaz da, kimse kendi düşmez. Nasıl gülebilir insan, şans bile yüzüne ağlarken?'
'Güzel günlere gelince kaptan, indir buraları pek bilmem. Daha var otur sen, dediler yine biz hevesliyken. Kendi düşen ağlamaz da, kimse kendi düşmez. Nasıl gülebilir insan, şans bile yüzüne ağlarken?'
İyi geceler.